top of page
  • Yazarın fotoğrafıHakan Şule Efil

SOFYA EKSPRESİ YOLCUSU KALMASIN! Mart / 2023

Uzun tren yolculuklarını bizim gibi seven illa ki vardır aramızda.. Biz uzun zamandır Sofya Ekspresi’ni gözümüze kestiriyorduk, bir haftasonu gidelim dedik ve sizlerle de bu rotayı A’dan Z’ye paylaşmak istedik..


Bu geziye gitmeden önce epey merak ettiklerimiz oldu ve gidenlerin yorumlarını ve gezi notlarını okuduk. Hem kendi merak ettiklerimizden hem de bize sorulanlardan yola çıkarak “Merak Edilenler Tam Liste” 'yi de şu şekilde sizler için sıraladık: 1) Bileti nereden ve nasıl alıyoruz? İnternetten alabiliyor muyuz?

2) Tren hangi saatlerde var?

3) Konaklamak şart mı? Siz konakladınız mı? Konaklamazsak ne olur?

4) Trende yaşam nasıl? Yanımızda neler götürmeliyiz?

5) Sınırdan geçiş zor oluyormuş diyorlar.. Bu doğru mu?

6) Hangi otelde kaldınız, bize de otel bulun.


Bilet almak..


Öncelikle bilet almaktan bahsedelim. Birincisi bileti online almayı unutun. Online olarak satış yok, Halkalı Garı’na gidip biletinizi almanız gerekiyor, size çıktı olarak bildiğiniz tren bileti veriyorlar. Epey nostaljik. :) Bilet için biz iki kişilik yataklı kuşetli satın aldık, zira yolculukta uyumak ve dinlenmek istiyorduk. Mantıklı olan bu oldu. Siz de kişi sayınıza göre biletinizi tercih edebilirsiniz. Eğer tek kişi seyahat ediyorsanız iki kişilik kuşetliyi kapatmazsanız, yanınıza yabancı biri gelebilir, ama gelmeyedebilir. Tamamen şans. Bilgilerinize..


Tren Saatleri


Tren her gün sadece bir saatte var. İstanbul-Halkalı Gar’dan Sofya’ya 20:45'te , Sofya’dan İstanbul’a ise 18:30'da.


Şimdi gelelim bu tatili bir haftasonuna nasıl sığdırabileceğimize..

Bu seyahati konaklayak da mı yapalım yoksa konaklamayak da mı yapalım?

İlk olarak “Ben konaklama yapmak istemiyorum kardeş, gideyim gezeyim döneyim." diyorsanız seyahatiniz şu şekilde olabilir..


  1. Cuma 20:45 Halkalı’dan Sofya trenine binin.

  2. Cumartesi sabah 8:00 civarı Sofya’ya varın, bütün gün dolaşın, Cumartesi akşam 18:30’da Sofya’dan İstanbul seferine binin.

  3. Pazar sabah 8:00 civarı İstanbul’dasınız.


Bu seyahatte trende uyuyacağınız için, konaklamanızı trende yapmış olacaksınız. (Trende yaşam detayları birazdan gelecek.)


İkinci seçenek ise “Ben bir gece konaklamak istiyorum.” diyorsanız da seyahatiniz şu şekilde olabilir..

  1. Cuma 20:45 Halkalı’dan Sofya trenine binin

  2. Cumartesi sabah 8:00 civarı Sofya’ya varıp otelinizi yerleşin.

  3. Dolaşmak için iki gününüz olacak.

  4. Pazar akşam 18:30’da Sofya’dan İstanbul seferine binin.

  5. Pazartesi sabah 8:00 civarı İstanbul’dasınız. Ordan ver elini iş. :)

Biz konaklamayı tercih ettik, ertesi sabah işlere birazcık geç kalmayı göze alarak.. Trende uyuduğumuz için gün içinde çok yorgunluk hissetmedik.


Trende yaşam..


Trende yaşam için araştırmalarımıza göre terlik, çöp poşeti, yiyecek, içecek ve su almamız gerektiğini öğrendik. Bu nedenle de tam erzak yola koyulduk (gidenleri dinleyerek çok iyi yapmışız.). Birincisi trende yiyecek ve içecek alabileceğiniz hiç bir yer yok. İkincisi odalarda lavabo ve çöp atmanız için küçük bir çöp alanı var(hemen lavabonun altında). Size özel yıkanmış nevresimler bırakıyorlar kompartımanınıza. Biz giderken temiz çarşaflar seriliydi, ama dönerken şeffafa poşetiler içinde bırakılmıştı, kendimiz hazırladık. Bunlar dışında battaniyeler kişiye özel temiz gelmiyor. Aşırı titiz biriyseniz, kendi çarşaf ve battaniyenizi götürmenizi tavsiye ederiz.


Trende her vagonda bir ortak tuvalet mevcut, aşırı temiz değil, hatta yolculuk başlarında daha temiz ama zaman geçtikçe temizlikten pek eser kalmayan tuvalet haline dönüyor haliyle ama yine de idare edilebilir. Bizce çok ciddi bir sıkıntı değil.


Sınırlardan nasıl geçiyoruz?


Öncelikle bize dediler ki (kim dediyse artık, internetten okuduk :D ), yurt dışı çıkış harcınızı almadan gitmeyin, orada çok sıra beklersiniz. Biz de bunu düşünerek bankadan harç pulu aldık. -ATM’den alınıyor ve herhangi bir dekontunuzun olmasına gerek yok, zira biz çıktı almak için kasmıştık ama sistemden otomatik göründüğü için bakmadılar bile.- Bizce internet bankacılığından da alınabilir.


Şimdi gelelim sınırdan nasıl geçildiğine..


Türkiye’den Kapıkule sınırına gece 12 civarı varılıyor. Sizi uyandırıyorlar, trenden iniyorsunuz ve pasaportlarınızla beraber sıraya giriyorsunuz. Buradaki çıkış işlemleri bittikten sonra trene geri dönüp Bulgaristan girişine kadar uyumaya devam ediyorsunuz çünkü oraya gidiş 1 saat sürüyor. Bulgaristan sınırı girişinde Bulgar polisleri trene geliyor ve tek tek kompartımanları geziyorlar, pasaportlarınızı alıp gidiyorlar, ülkeye giriş işlemlerini tamamladıktan sonra pasaportlarınızı tekrar size elden teslim ediyorlar. Sonra ver elini mis gibi tren uykusu ve sabaha Merhaba Sofya!


Sofya’dan dönüşteki sınır kontrolleri de hemen hemen aynı şekilde oluyor fakat tek fark Türkiye’ye girişte polisler hem kompartımanları arıyor hem de çantalarınızla birlikte aşağı inip kontrolden geçiyorsunuz.


Kısacası sınır işleri, gece uykusu arası olunca biraz zahmetli geliyor insana..


Hangi otelde kaldık, otele nasıl vardık, ulaşımı nasıl sağladık?


Sabah 9:35’te Sofya tren garındaydık.



Best Western Plus Bristol Hotel adında bir otelde yer ayırtmıştık. Tren garından 1.6 km uzaktaydı. Yaklaşık 25 dakika yürüdük diye hatırlıyoruz. Otele giriş 14:00 olmasına rağmen çantalarımızı otelde bırakıp biz Sofya’yı keşfetmeye başladık.


Merkeze 15 dakika yürüme mesafesinde ve yakın bir otel olmasına rağmen, gece çok güvenli bir uzaklıkta olmadığına kanaat getirdik. Dolayısıyla Vitosha caddesine ya da merkeze daha yakın oteller tercih etmeniz daha iyi olacaktır.


Sofya içi ulaşımı tabanvay olarak yaptık, çünkü her yer yürüme mesafesinde. :)


E neler yaptık bu bir buçuk günde?


Şimdiiiii genel bilgileri ve en merak edilen soruları yanıtladıysak gelelim bizim neler yaptığımıza ve nerelere gittiğimize..


Bulunduğumuz konuma yakın başlıca gezilip gördüğümüz yerleri şöyle bir sıralayalım:


Aleksander Nevski Katedrali Sofya’nın en merkezi yerinde bulunan, yüksekliği 52 metre olan bir Bulgar ortodoks katedrali. 1882 yılında yapımına başlanmış olan katedral 1912 yılında resmi olarak açılmış. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşında ölen Rus askerlerinin anısına yapılmış olan katedral 10000 kişilik kapasitesiyle Balkanlardaki en büyük ikinci katedralmiş.



Ivan Vazov Ulusal Tiyatrosu

Gösterişli mimarisi ve şehir bahçesine bakan merkezi konumuyla Sofya’nın simgesi sayılan binalardan biri olan bu tiyatro, ülkenin en eski ve en etkileyici tiyatrosudur. 1904 senesinde sanatçılarla kurulmuş olan tiyatronun ilk ismi Ulusal tiyatro olmasına rağmen, bir zaman sonra tarihi dramaları, trajedileri ve komedileriyle ünlü Ivan Vazov’un ismini almış.


Kara Cami / Sveti Sedmochislenitsi Kilisesi 1528 yılında Kanuni’nin emri ile yapılan ve 1903’te kiliseye çevrilen cami, Mimar Sinan’ın eseriymiş. Minaresinde siyah granitler olduğu için Kara Cami denilmekteymiş.


Banyabaşı Cami / Sofya Kadı Seyfullah Efendi Cami Osmanlı döneminden Bulgaristan’a miras kalan bi camiymiş bu. Doğal termal kaynakların üzerine kurulan caminin duvar deliklerinden bile buhar çıkıyormuş. Geniş kubbesi ve 15 metrelik minaresiyle ünlü olan cami Mimar Sinan tarafından tasarlanmış. Sofia’da tek ibadete açık müslüman camisiymiş. Turistik ziyaretlere açık değil ama ibadet edilebilirmiş. Bu arada biz sadece yanından geçerken görebildik.

Aziz Nedelya Kilisesi Ortaçağ zamanlarından kalan bir kilise olan Aziz Nedelya kilisesi bazı teorilere göre 1867 yılında ahşaptan inşa edilmiş ama temeli taş olarak atılmış ve daha sonra tamamı taştan aypılmuş. 1925 yılında Bulgaristan Çarı III. Boris’e düzenlenen suikastte zarar görmüş ve daha sonra restore edilmiş. Bu kiliseyle ilgili bir de şöyle bir bilgi var, önceleri Sırp Kral II. Stefan Uros Milutin’den kalan eşyalar korunduğu için bu kilise Holy King ve ya Sveti Kral olarak biliniyormuş. Konumu şehrin merkezinde ve sık sık karşılaşıyorsunuz kendisiyle. :)


Sveti Georgi Kilisesi 4. Yüzyılın başlarında Roma hamamı olarak inşa edilen bu yapı, Roma ve Bizans İmparatorluğu döneminde Serdika’nın surları içinde bir kilise haline getirilmiş, modern sofyanın en eski binası olarak kabul ediliyor. Osmanlı döneminde Cami olarak kullanılmış ama daha sonra tekrar kiliseye çevrilmiş. İstisna durumlarda kilise, ciddi askeri törenler, ortodoks ve klasik müzik konserleri için kullanılıyormuş. Görünümü neredeyse hiç bozulmayan ve günümüze kadar kendini koruyan bu kilisenin, Serdika Konsil’inin en önemli toplantılarından bazılarına da ev sahipliği yaptığı rivayetler arasında.




Serdika Kalıntıları Sofya’nın tarihi Roma adı olan Serdika’nın kalıntılarını şehir merkezi içerisinde yürürken görebilirsiniz.

Vitoshia Caddesi Buranın en işlek, en kalabalık, alışveriş yapabileceğiniz, bir şeyler yiyip içebileceğiniz caddesi. Biz en çok vaktimizi burada geçirdik.


Tarihi yerleri gezmek yarım gününüzü alıyor, bu nedenle yemek ve caddede oturup bir şeyler içmek için epey vaktiniz kalıyor. Sofya’da , kapalı ve açık alan farketmeden her yerde sigara içiliyor. Bu nedenle hava soğuk olsa bile belki açık alanda oturmayı tercih edebilirsiniz. Kahveler 2-3 Leva, Aperol 4-5 Leva , Bira 2-4 Leva, yemekler 3-10 Leva arası değişiyor. 1 Leva günümüz kurunda 14.38TL olduğunu düşünürsek fiyatlar Türkiye’ye göre daha uygun. E artık tarihi yerleri gezip, şehrin tadını da doyasıya çıkardığımıza göre dönüş vakti geldi demektir. Marketten alışverişimizi yapıp, otelden eşyalarımızı alıp trene doğru yürüdük. Yükümüz dönerken biraz ağır olduğu için terene yürüyüş yolu eğer yıpratıcıydı. Şimdi dönüşü yazıyoruz çünkü burada da bilgilendirmemiz gereken önemli bir detay var. Tren garında her şey Kiril alfabesiyle yazıyor ve treniniz nerden kalkıyor, nereye gitmeniz gerekiyor gibi detayları bulmakta biraz zorlanıyorsunuz. Çalışanlardan yardım istediğinizde yardım etmiyorlar(en azından bize bu şekilde denk geldi.) Güç bela biletinizi okuyarak ve tabelaları anlamaya çalışarak istasyonu bulduk biz. Ay -Yıldız’lı treni garda gördünüz mü, bilin ki o dönüş treniniz. :) Yapılması gerekenler tam sıralı listeyi de aşağıya bırakıyoruz:

  • Vitosha Caddesi’nde kahve-kruvasan ile kahvaltı yapın.

  • Tarihi yerleri gezin.

  • Vitosha Caddesi’nde cadde üzerindeki mekanlardan birinde oturup bir şeyler için ve şehrin tadını çıkarın.

  • Sokak ve şehir fotoğrafı çekmeyi sevenler için bu detay: Eski ve terkedilmiş binalar göreceksiniz gezerken, bunları mutlaka fotoğraflayın.

  • Dönerken mutlaka market alışverişi yapın. (Kuru et, alkol vs gibi.) Gerçekten uygunlar. Bizce mutlaka yapılması gereken bir rota. Sorularınız ve daha fazla merak ettikleriniz varsa yorumlarda buluşalım. :)



70 görüntüleme0 yorum

Commenti


bottom of page